<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; turkusanewspaper.com</title>
	<atom:link href="https://turkusanewspaper.com/category/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turkusanewspaper.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Feb 2025 09:39:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Denktaş’ı hatırlamak</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/denktasi-hatirlamak/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/denktasi-hatirlamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Mümtaz BAYAZITOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2025 09:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=358</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı binasının yerine yapılan ve bağlantı yolları ile birlikte yaklaşık 5,5 milyar lira harcanan 55 bini kapalı alan olmak üzere toplam 640 bin metrekarelik yeni Saray ve Cumhuriyet Meclisi binası tamamlanmış. 452 bin metrekarelik Millet Bahçesi ile 2 bin kişilik caminin de bulunduğu yerleşkenin açılışı yakında yapılacakmış. … Silihtar Suyolu veya Silahtar Suyolu, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı binasının yerine yapılan ve bağlantı yolları ile birlikte yaklaşık 5,5 milyar lira harcanan 55 bini kapalı alan olmak üzere toplam 640 bin metrekarelik yeni Saray ve Cumhuriyet Meclisi binası tamamlanmış. 452 bin metrekarelik Millet Bahçesi ile 2 bin kişilik caminin de bulunduğu yerleşkenin açılışı yakında yapılacakmış.</p>
<p>…</p>
<p>Silihtar Suyolu veya Silahtar Suyolu, Lefkoşa&#8217;da bir suyoluydu.</p>
<p>Kanlıdere üzerinden geçip Girne Kapısı ve Mağusa Kapısı&#8217;nın yanından geçerek Büyük Kaymaklı&#8217;ya kadar uzanmaktaydı. Sazlı Burcu&#8217;nun da yanından geçmekteydi. 1801-1803 yılları arasında Kıbrıs valisi Silahtar Hacı Hüseyin Ağa tarafından yapılmıştır. Adını da validen alır. Daha sonra kurumuş ve kullanımdan kalkmıştır.</p>
<p>“Silihtar”, hali hazırda şimdiki Cumhurbaşkanlığı Sarayının bulunduğu yerin de “mahallî semt ismidir”.</p>
<p>Bina, 1939 yılında, İngiliz idaresi zamanında, Lefkoşa&#8217;nın Türk mahallesinde, Quirini Burcu üzerine inşa edilmiştir. Lefkoşa valisinin tarafından kullanılması için mimar Robert Macartney tarafından 1920&#8217;li yıllarda çizilmiştir. 1960&#8217;ta, Kıbrıs Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunun ardından Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yardımcısı Fazıl Küçük tarafından ikametgâh olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulana kadar Türk Toplum Lideri makamı olarak kullanılmıştır. Kuruluşun ardından KTFD Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunun ardından KKTC Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzdeki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından kullanılmaktadır.</p>
<p>Evvel zaman içinde “Devlet Kuran son Türk” olan Denktaş’ı bir ziyaretimden çıkışta kapıda sohbet ederken; binanın girişinde iç tarafta bulunan çift başlı, çift kuyruklu geleneksel İngiliz Arslanı motifinin kendisini rahatsız edip etmediğini sormuştum.</p>
<p>Her zamanki babacan tavrıyla ve gülerek; “Bırak tepelerinde dalgalanan Türk bayraklarını görsünler 24 saat, öne eğilmiş başlarını zevkle seyrediyorum” demişti.</p>
<p>O binanın halen de KKTC Cumhurbaşkanlarının makamı olarak kullanılıyor olması sembolik olarak son derece anlamlıdır.</p>
<p>“Tarih”, “okuyuşunuza” bağlı olarak tarihten duyulan zevktir, tarihten alınan intikamdır, tarihin intikamıdır.</p>
<p>Yeni “SARAY”da, İngiliz Arslanı ol(a)mayacağına göre tarihten o intikamı alamayacak mıyız dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/denktasi-hatirlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Köyün Delisi”ne devam…</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/koyun-delisine-devam/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/koyun-delisine-devam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Mümtaz BAYAZITOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Feb 2025 07:36:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=356</guid>

					<description><![CDATA[… “ABD Başkanı Trump, insanlarını sürme ve ele geçirme planları kurduğu Gazze&#8217;ye ilişkin yeni bir açıklamada bulundu. Gazze konusunda sert bir tavır takınacağını belirten Trump, İsrail&#8217;in ne yapacağının belli olmadığını söyledi”. “Trump&#8217;ın Gazze planı, İsrail için kâbusa dönüşebilir. Hem Netanyahu hem de aşırı sağcı koalisyon ortaklarının coşkuyla karşıladığı Trump&#8217;ın Gazze planının hayata geçirilmesi oldukça zor [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>…</p>
<p>“ABD Başkanı Trump, insanlarını sürme ve ele geçirme planları kurduğu Gazze&#8217;ye ilişkin yeni bir açıklamada bulundu. Gazze konusunda sert bir tavır takınacağını belirten Trump, İsrail&#8217;in ne yapacağının belli olmadığını söyledi”.</p>
<p>“Trump&#8217;ın Gazze planı, İsrail için kâbusa dönüşebilir. Hem Netanyahu hem de aşırı sağcı koalisyon ortaklarının coşkuyla karşıladığı Trump&#8217;ın Gazze planının hayata geçirilmesi oldukça zor gözüküyor”.</p>
<p>“Beyaz Saray&#8217;daki görüşmesinde, Trump&#8217;ın Gazze&#8217;deki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine yönelik ifadeleri karşısında temkinli bir dil kullanan Ürdün Kralı Abdullah&#8217;ın görüşmenin ardından sosyal medyadan yaptığı açıklama dünya ve Arap medyasında tartışılıyor. Çin&#8217;den, Arap Ligi&#8217;nden Kuzey Kore&#8217;den ve Fransa&#8217;dan ve Sisi&#8217;den peş peşe restler”.</p>
<p>“Filistin davasının, ABD&#8217;nin desteğiyle -İsrail&#8217;in Batı Şeria&#8217;da daha fazla toprak ele geçirme hırsı- nedeniyle kritik bir aşamadan geçtiği kaydedilen açıklamada, Batı Şeria ve Kudüs&#8217;teki Filistinlilerin ilhak ve yerinden etme planlarını engellemek için gösterdiği kararlılığın önemi vurgulandı. Hamas&#8217;tan yapılan yazılı açıklamada, -İsrail&#8217;in, Filistin topraklarını çalmaya ve ağır silahlı yerleşimcilere sunmaya dayalı yerleşim ve yerinden etme politikaları yoluyla Batı Şeria&#8217;da ilhak ve yerinden etme planını uygulamayı sürdürdüğü- ifade edildi”.</p>
<p>“Donald Trump&#8217;tan Ürdün ve Mısır&#8217;a tehdit: Filistinlileri kabul etmezlerse yardımlar durur”.</p>
<p>“Hamas ateşkes ihlali gerekçesiyle esir takasını durdurdu, Trump tarih ve saat vererek -Sonra kıyamet kopar- tehdidi savurdu. BM&#8217;den trajedi uyarısı gelirken Filistinli gruplardan -Sözleri savaş ilanı- dedi. Öte yandan Netanyahu&#8217;dan Hamas&#8217;a rehine tehdidi geldi”.</p>
<p>“ABD Başkanı Donald Trump, Gazze&#8217;deki tüm esirlerin cumartesi günü öğle vaktine kadar serbest bırakılmaması halinde ateşkesin iptal edilmesi gerektiğini söyleyerek, -Sonra kıyamet kopsun- ifadesini kullandı. İsrail ordusu, Gazze Şeridi çevresinde teyakkuz halini artırdığını, takviye yaptığını duyurdu. Güney Cephesi Komutanlığında operasyonel birliklerin izinlerinin iptal edildiği öğrenildi. Hamas&#8217;tan Trump&#8217;a beklenen cevap geldi. Hamas&#8217;ın ardından açıklama yapan Netanyahu yine tehdit etti”.</p>
<p>“Trump, Gazze&#8217;yi devralma ve yeniden inşa planında, -Filistinlilerin bu bölgeye dönme hakkının olmayacağını- söyledi. Trump ayrıca, Gazze&#8217;nin sahibinin kendisi olacağını ve -Gelecek için bir emlak geliştirme planı olarak düşünün, güzel bir toprak parçası olacak- dedi. -Bırakılmazsa savaş devam edecek- dedi”.</p>
<p>“ABD Başkanı Donald Trump, Gazze hakkında yeni bir açıklama yaptı. AFP&#8217;de yer alan habere göre Trump, Filistinlilerin Gazze&#8217;ye dönüş hakkı tanınmayacağını söyledi”.</p>
<p>…</p>
<p>Eskiden “sözün bittiği yer” derdik.</p>
<p>Diyebilirdik.</p>
<p>Şimdi bir türlü bitmiyor.</p>
<p>Bitemiyor.</p>
<p>Yine de, Kıbrıs’a bulaşmadığı için Trump’a şimdilik “nötr” yaklaşıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/koyun-delisine-devam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam illa korkutarak mı anlatılır?</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/islam-illa-korkutarak-mi-anlatilir/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/islam-illa-korkutarak-mi-anlatilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin BÖLÜK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 06:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=305</guid>

					<description><![CDATA[Gittiğim bir köy camii imamı, ikindi namazı öncesi vaaz veriyordu. Cenaze olması sebebiyle konu, ölüm dünya ve ahiret hayatı ile ilgiliydi. Dünya hayatı güzeldir ama ahiret hayatı dünya hayatına göre çok daha güzeldir dedikten sonra; ölümsüz ahiret hayatını güzel yaşamak dünya hayatından geçeceğini haklı olarak belirtti. Yasin suresi (77-83 ayetlerini) mealen; Allah’ın yaratma ve diriltmede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gittiğim bir köy camii imamı, ikindi namazı öncesi vaaz veriyordu. Cenaze olması sebebiyle konu, ölüm dünya ve ahiret hayatı ile ilgiliydi. Dünya hayatı güzeldir ama ahiret hayatı dünya hayatına göre çok daha güzeldir dedikten sonra; ölümsüz ahiret hayatını güzel yaşamak dünya hayatından geçeceğini haklı olarak belirtti.</p>
<p>Yasin suresi (77-83 ayetlerini) mealen; Allah’ın yaratma ve diriltmede zorluk çekmeyeceğini inanmayanlar için örneklendirerek anlatması güzeldi. Bir cenaze namazı öncesi, Müslümanlara ölüm ve sonrasının konu edinmesi gayet isabetli idi.</p>
<p>Ölen kişinin kabire konulmasından sonraki anlatımları ise, çok yanlıştı. Bu yanlışlık veya algılama bu imam arkadaşımızla da ilgisi yok. Çoğu din görevlileri ve kulaktan İslam’ı öğrenen insanlarımız, taklidi Müslümanlar, hiç inceleme yapmadan söylenen her şeyi kabul ederler.</p>
<div class="ads">
<div class=""></div>
</div>
<p>Hoca efendi, ölen kişi mezara konduktan sonra Münker ve Nekir adlı sorgu meleklerinin geldiğini; Rab, din, peygamber, kitapla ilgili sorgular başladığını anlattıktan sonra, kişinin boynuna bir yılan dolandığını belirtti. Yılan, ölen kişiye: Dünyada kendisini çok sevdiğini, şimdi kurtulmak için niye kıvrandığını söyler.</p>
<p>Yılan, dünyada biriktirip garip-gurabaya harcayamadığı mal varlığı imiş. Dünyada beni çok seviyordun; bende sevgine karşılık boynuna dolandım, senden ayrılmadım diyecekmiş. Yanlışın neresini düzelteyim!</p>
<p>Kur’an’ın hiçbir yerinde Münker-Nekir adında sorgu meleğinin varlığından söz edilmemektedir. Hadislerde de yoktur. Hadisler, Kur’an ayetlerinin Elçi tarafından tefsiridir. Olmayan sorgu meleklerinin tefsirinin de olmaması normaldir.</p>
<div class="ads">
<div class=""></div>
</div>
<p>Bizim insanımız dünya da kendine göre suçlu (günahkâr) gördüğü herkesi hemen cehenneme koymaya, ateşe atmaya çok meraklı. Sanki yetkili, hüküm sahibi kendileriymiş gibi. Öyle ki bahsettiğim imamın vaaz verdiği mihrabın üzerinde <strong>‘’Hüküm verme yalnız Allah’a aittir.’’</strong> Ayeti yazılı iken yılanı ölenin boynuna dolamıştı.</p>
<p>Günde 40 rekât namaz kılan kıldıran bu Müslümanlar, her rekâtta okudukları Fatiha suresinin 3.ayetinde <strong>‘’Maliki yevmiddin’’ (Din gününün sahibi) </strong>buyruğunu okumadan geçiyorlar veya okuduklarını anlamıyorlar. Bu ayette geçen din günü, <strong>hesap günüdür</strong>. Bazı mealler de hesap günü olarak tercüme edilmektedir, doğrudur.</p>
<p>Hesap Günü ise kıyamet kopup mahşer kurulduktan sonra olacaktır. Hesap günü, dünyadaki mahkemelere benzememekte, herkesin yaptıkları bir deftere yazılı olarak yine herkesin eline verilecektir. Orada hâkim, savcı, avukat, şahit yoktur. Hiç kimse ben bu defterde yazılanları yapmadım deme ve itiraz etme şansı ve yetkisi yoktur. Defterde dünyada yaptıklarımızın dışında bir noktanın bile yazılması söz konusu olamaz.</p>
<p>Çünkü, dünyada herkes için yazıcı ve koruyucu melekler vardır. Bu melekler uyumazlar, olmayanı yapılmayanı da yazmazlar. Ahiretteki hesap gününde etkili ve yetkililere biat etmiş hâkim, savcı, yalancı şahit olmaz. Günahkâr kişi ise Hesap Gününden önce cehenneme atılmaz. Cennet ve cehennemin şimdiden kurulu olduğu da tartışmalıdır.</p>
<p>Kur’an da geçen bazı suçlular için belirtilen ‘<strong>’onların yeri ateştir.’’ </strong>Duyurusu, ölümün hemen ardında başlar anlamına gelmemektedir. Suç, günahkârlık çok açık ve affı da olmayacak şekilde oluşmuş ki yeri şimdiden belirtilmiştir. Bu çeşit ayetlere dayanarak ‘’Kabir azabı’’nın da hemen başlayacağı görüşünde olanlar da vardır. Ben aynı görüşte değilim. Ceza ve mükâfat hesap gününden donra başlayacaktır kanaatını taşıyorum.</p>
<p>Bu tür düşünceler dünya hayatında da vardır. Bir kişi keyfi olarak hiçbir sebep yokken bir başka kişiyi zevk için öldürmüşse görgü tanıkları da varsa, duyan herkesin söyleyeceği, kesin idamlıktır, olacaktır. Tabii idam cezası kaldırılmamışsa. Bunun gibi Allah’ın kesin yasakladığı rezillikleri yapanların da ahiret hayatının iyi olmayacağı varsayım olarak söylenir, normaldir. Ama kesin hüküm vererek söylenmesi biz kullara ait değildir. Allah bu yetkiyi yaratılmışlara vermemiştir.</p>
<p>Suçluların hesap gününden önce de ceza göreceklerine dair gösterilen en önemli ayet, Mü’min suresi 46. Ayettir. Allah bu ayette: <strong>‘’Onlar sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet koptuğu gün ise: ‘’Firavun ailesini azabın en çetinine sokun!’’ Denilir.</strong></p>
<p>Bu ayeti dayanak göstererek Kabir azabının varlığından söz edenler vardır. Kur’an bütünlüğünü bilenler, ayetlerin çift çift olduğunu bilir bir ayet başka bir ayetle teyit edilir. Kur’an da bu ayeti teyit eden başka bir ayet yoktur. Ölen kişinin cesedi kabirdedir. O da çürüyünceye kadardır. Esas canlı kalan ruhtur. Ruhlar, Berzah alemi dediğimiz geldikleri aleme giderler. Kabirde bulunmazlar. Azap var ise Berzah Aleminde vardır. Kabirde olmaz. Ceset azap görmez. Azap vardır görüşü zayıf bir görüştür. Öyle olsa Allah ilk sure olan Fatiha suresinde Hesap Gününden söz etmezdi. Hesap günü gelmeden ceza infazı merhamet edenlerin en merhametlisi olan<strong> (Gafur-ur Rahim) </strong>Allah tarafından uygulanmaz. Ölenlerin yakınlarının içten yaptıkları duaların faydasının olabileceğini hiçbir mümin göz ardı etmemelidir. Allah’ın merhametinden ümit kesmek, büyük günahlar arasındadır. Allah, şirk koşanların dışında isteyenleri ve istediğimi affederim derken, bize söyleyecek olumsuz hiçbir söz düşmez.</p>
<p><strong>Dinin emir ve yasakları ateşle, yılanla, şeytanla, zararlı cinlerle, kabir azabı ile vahşi hayvanlarla korkutarak anlatma yerine;</strong> verilmek istenen açık açık, herkesin anlayacağı şekilde anlatılması gerekir.</p>
<p>Kadınlarımızın başlarının örtülmesi gerekliliği, saçlarınızın her bir telinden yılan asılacağı korkutmasıyla verilmemeli. Safların namazda sık tutulması istenirken, boşluklarda şeytanlar gezer yakıştırmasıyla değil, sıklaşmanın daha çok kişiye namaz kılma yeri açılacağı şeklinde verilmelidir.</p>
<p>Hatta Allah’ı korkulacak bir varlık olarak anlatılması külliyen yanlıştır. Allah korkulacak bir varlık değil, emir ve yasaklarına uyulacak saygı sevgi duyulan bir varlıktır.</p>
<p>Konumuzun başında belirtilen, kendisine verilen rızkı dağıtmadan ölen kişinin boynuna yılan sarıldığını söylemek, ayet ve hadisleri dikkate almadan söylenen; korkutarak belleklere yerleştirilmeye çalışılan bir öğretme metodudur. Halbuki Allah, korkutmayın sevdirin buyurmaktadır.</p>
<p>İmam efendi bu tür yaklaşım yerine konuya olumlu yaklaşsa daha faydalı olurdu. <strong>Nisa suresi 39. Ayeti; ‘’Ne olurdu onlara, Allah’a ve ahiret gününe inansalar ve O’nun kendilerine lütfettiği nimetlerden dağıtsalar.’’ </strong>hatırlatarak, insanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olduğu, Allah’ın sıfatlarında (<strong>isimlerinden</strong>) birinin ‘’Rezzâk’’ <strong>(rızık veren)</strong> olduğunu, biz halifelerin de Allah’ın bize verdiği rızıklardan olmayanlara vermemiz gerektiğini, vermekle rızkın azalmayacağını, artacağını; verme hazzının yüksek bir haz olduğunu, Allah’ın rızıklarından ihtiyaç sahiplerine verenlerden çok hoşnut olacağını münasip bir dille anlatsa, dinleyenler yılan korkusunu düşünme yerine ellerindeki fazlalıkları dağıtmaya odaklaşırlardı. Korkuta, korkuta bilhassa gençlerimizi dinden uzaklaştırdık. Diyanet İşleri Başkanlığının bu konuda gerekli uyarmaları yapmaları dileği ile.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/islam-illa-korkutarak-mi-anlatilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süleyman Şah</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/suleyman-sah/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/suleyman-sah/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Mümtaz BAYAZITOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 06:35:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=303</guid>

					<description><![CDATA[Herkes her şeyden bahsediyor, her şeyi söylüyor, ağzına geleni söylüyor. Ağzı olan konuşuyor. Herkes Suriye uzmanı kesiliyor ama kimse Süleyman Şah’tan bahsetmiyor. Kayı Boyu Reisi olan Süleyman Şah; Kaya Alp’in oğlu, Ertuğrul Gazi’nin babası ve Osman Gazi’nin dedesidir. Kayı Boyu; Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra yeni vatan edinmek maksadıyla batıya yönelen Oğuz boyları arasındaydı. Süleyman Şah, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes her şeyden bahsediyor, her şeyi söylüyor, ağzına geleni söylüyor.</p>
<p>Ağzı olan konuşuyor.</p>
<p>Herkes Suriye uzmanı kesiliyor ama kimse Süleyman Şah’tan bahsetmiyor.</p>
<div class="ads">
<div class=""></div>
</div>
<p>Kayı Boyu Reisi olan Süleyman Şah; Kaya Alp’in oğlu, Ertuğrul Gazi’nin babası ve Osman Gazi’nin dedesidir.</p>
<p>Kayı Boyu; Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra yeni vatan edinmek maksadıyla batıya yönelen Oğuz boyları arasındaydı.</p>
<p>Süleyman Şah, yeni yurt aramak üzere çıktığı bu yolculukta Halep yakınlarındaki Caber Kalesi’ne gelmiş ve Fırat boylarına yerleşmiş, ancak 1227 yılında Fırat Nehri’nin karşı kıyısına geçmeye çalışırken muhafızları ile birlikte Fırat sularında boğulmuştu.</p>
<div class="ads">
<div class=""></div>
</div>
<p>Süleyman Şah’ın naaşı ve onunla birlikte şehit olan iki askeri, Caber Kalesi eteklerine bir kümbete defnedildi.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu döneminde imparatorluk sınırları içerisinde olan mezarın bulunduğu yere bir türbe yapılmış ve buraya Türk Mezarı adı verilmişti.</p>
<p>Türbe ve Caber Kalesi, imparatorluk yıkılınca Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kaldı.</p>
<p>Ancak 20 Ekim 1921 yılında Türkiye ile Fransa hükûmetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nın 9. maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’nın 3. maddesi gereğince Caber Kalesi ve türbe; müştemilâtı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edilmiş ve Türkiye’ye burada asker bulundurma ve bayrak çekme hakkı tanınmıştı. Suriye ile Türkiye arasında baraj projeleri nedeniyle yaşanan görüşmeler sonucunda, türbe 1973 yılında Halep’e yakın Karakozak köyüne taşındı.</p>
<p>21 Şubat 2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti tarafından Suriye’deki iç savaş öne sürülerek gerçekleştirilen Şah Fırat Operasyonu neticesinde türbe geçici süreliğine Türkiye sınırına 180 metre mesafedeki Eşme köyüne taşınmıştır.</p>
<p>Türbeye yönelik tehditlerin artması üzerine, Türk Silahlı Kuvvetleri 22 Şubat 2015’te kapsamlı bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyonda Süleyman Şah’ın naaşı ve türbede bulunan diğer eşyalar güvenli bir şekilde tahliye edildi. Operasyona dair açıklamalarda dönemin yetkilileri, türbenin taşınmasının geçici bir çözüm olduğunu ve güvenlik koşullarının iyileşmesiyle eski yerine döndürüleceğini belirttiler. 2017’de dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, türbenin eski yerine taşınacağını duyurdu.</p>
<p>Binali‘ye ve zamanın baş görevli sorumlusu Ahmet Davutoğlu’na soralım;</p>
<p>Türbe nerede?</p>
<p>Hani Caber Kalesi ve türbe, “müştemilatı ile beraber”;</p>
<p>Uluslararası anlaşmalarla, “Cumhuriyet sınırları dışındaki Türk Toprağı” idi?</p>
<p>Neden susuyorsunuz?</p>
<p>Suriye çok mu önemli?</p>
<p>“Türk Toprağı”ndan daha mı önemli?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/suleyman-sah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yakında</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/yakinda/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/yakinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan ÇELİK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 06:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=301</guid>

					<description><![CDATA[Yazarımızın yazısı pek yakında!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazarımızın yazısı pek yakında!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/yakinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir toplumu yükselten güç düşünce özgürlüğü</title>
		<link>https://turkusanewspaper.com/bir-toplumu-yukselten-guc-dusunce-ozgurlugu/</link>
					<comments>https://turkusanewspaper.com/bir-toplumu-yukselten-guc-dusunce-ozgurlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Candemir SARI]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 06:34:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkusanewspaper.com/?p=299</guid>

					<description><![CDATA[Her çağın en büyük mücadelelerinden biri, insanların özgürce düşünebilmesi ve düşündüklerini ifade edebilmesi olmuştur. Tarih boyunca bu özgürlük için savaşlar verildi, devrimler yapıldı, fikir insanları baskıya uğradı. Peki, neden? Düşünce özgürlüğü, sadece bireylerin iç dünyalarında saklı kalan bir lüks değil, toplumsal ilerlemenin, bilimsel gelişmenin ve demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur da ondan. Bugün dünyaya yön veren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her çağın en büyük mücadelelerinden biri, insanların özgürce düşünebilmesi ve düşündüklerini ifade edebilmesi olmuştur. Tarih boyunca bu özgürlük için savaşlar verildi, devrimler yapıldı, fikir insanları baskıya uğradı.</p>
<p>Peki, neden?</p>
<p>Düşünce özgürlüğü, sadece bireylerin iç dünyalarında saklı kalan bir lüks değil, toplumsal ilerlemenin, bilimsel gelişmenin ve demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur da ondan.</p>
<p>Bugün dünyaya yön veren en gelişmiş ülkeler, bireylerine düşüncelerini özgürce ifade etme hakkı tanıyan ülkelerdir. Bunun bir tesadüf olduğunu kim iddia edebilir? Demokrasi, hukuk devleti ve bilimsel ilerleme, ancak özgür düşüncenin teşvik edildiği toplumlarda gelişebilir.</p>
<p>Galileo Galilei&#8217;nin Engizisyon tarafından yargılanması, bilimsel düşüncenin engellenmesinin nasıl bir felakete yol açabileceğini gösteren tarihi bir ders olarak hafızalarda duruyor. Eğer Galileo&#8217;nun fikirleri özgürce tartışılsaydı, belki de bilimsel devrim daha erken başlayacak, insanlık daha hızlı ilerleyecekti. Bugün bilim ve teknoloji alanında lider konumda olan ülkeler, eleştiriye açık olmayı öğrenmiş, özgür akademik tartışmaların önünü açmış ülkelerdir.</p>
<p>Gelelim Türkiye’ye.</p>
<p>Ülkemizde sıkça duyduğumuz bir söylem var: &#8220;Düşünce özgürlüğü, ülkenin temellerine dinamit koymaktır.&#8221; Oysa gerçek tam tersidir. Bir ülkede farklı fikirler özgürce tartışılabiliyorsa, o ülke güçlenir, köklenir ve büyür. Yasaklarla, baskılarla, tek sesli bir toplum yaratmaya çalışmak, ülkeyi güçlü kılmaz; aksine, zayıflatır.</p>
<p>Baskı, karşıt düşünceleri yok etmez; onları yer altına iter ve daha radikal hale getirir. Özgürlük ise tam tersine, toplumsal huzurun garantisidir. İnsanların birbirlerini anlamalarını, empati yapmalarını sağlar. Birbirinden farklı görüşlerin tartışılabildiği bir toplumda, önyargılar azalır ve demokrasi güçlenir.</p>
<p>El Hak… Düşünce özgürlüğü insanın varoluşunun bir parçasıdır. İnsanın aklı, ancak sorgulayarak ve özgürce düşünebildiğinde anlam kazanır. Ünlü filozof Immanuel Kant, &#8220;Aydınlanma, insanın kendi aklını kullanma cesareti göstermesidir&#8221; der. Özgür düşünce olmadan, aydınlanma da olmaz, ilerleme de.</p>
<p>Bilimsel açıdan da düşünce özgürlüğü hayati önem taşır. Bilim, eleştirel düşünce üzerine kuruludur. Eğer bilim insanları yeni teorileri test etmekten, farklı bakış açıları sunmaktan korkarsa, bilim ilerleyemez. Bugün tıptan yapay zekaya kadar her alanda devrim niteliğinde keşiflerin yapılmasının temelinde, düşünce özgürlüğü yatmaktadır. Bunu en iyi gösteren örneklerden biri, Albert Einstein’ın görelilik teorisidir.</p>
<p>Bir ülkede düşünceler serbestçe ifade edilebiliyorsa, orada huzur, refah ve ilerleme vardır. Korkmak yerine, özgürlükten yana olmak gerekir. Yasaklarla, baskılarla hiçbir toplum gelişemez. Eğer bir düşünce gerçekten yanlışsa, o düşüncenin hatalı olduğu açık bir tartışma ortamında ortaya konabilir. Yasaklamak yerine, yanlış olanı doğru argümanlarla çürütmek gerekir.</p>
<p>Gelişmek istiyorsak düşünceyi serbest bırakmalıyız. Çünkü ancak özgür düşünen bireyler, yeni fikirler üretebilir, sorunlara çözüm getirebilir ve daha güçlü bir toplum inşa edebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkusanewspaper.com/bir-toplumu-yukselten-guc-dusunce-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
